Ana Sayfa Mekan Şehrin Yeni Cazibe Merkezi Mövenpick Hotel İstanbul Bosphorus

Şehrin Yeni Cazibe Merkezi Mövenpick Hotel İstanbul Bosphorus

Balmumcu’daki Plaza Otel baştan aşağı yenileyerek Mövenpick markasıyla hizmete girdi. Otelin Genel Müdürü Barış Özkan’dan bu yenilenme süreçlerinin detaylarını dinledik…

İstanbul Balmumcu’da bulunan Plaza Hotel’i baştan aşağı yenilenerek Mövenpick markasıyla misafirlerine hizmet vermeye başladı. Avrupa’nın en büyük otel grubu olma özelliğini taşıyan Accor zincirinin bir parçası olarak yolculuğuna devam eden otel 2 sene süren titiz çalışmalarla tepeden tırnağa yenilendi. Hizmet kalitesi kadar içinde yer alan restoranlarıyla da iddialı olan Mövenpick Hotel İstanbul Bosphorus’u otelin genel müdürü Barış Özkan’a sorduk…

Gentleman: Balmumcu’daki Plaza Otel’i baştan aşağı yenileyerek Mövenpick markasıyla hizmete sundunuz. Öncelikle Mövenpick markasıyla buluşma hikayenizi dinleyerek başlayalım…

Barış Özkan: Uzun yıllar The Plaza Hotel adıyla turizm sektöründeki çalışmalarımıza devam ettik ve İstanbul’un bilinen otelleri arasına girdik. 2016 yılında, bünyesinde lüks ve ultra lüks segmentte birçok  markayı bulunduran Dünyaca ünlü Fransız otel grubu Accor ile yollarımız kesişti. Avrupa’nın en büyük otel grubu olma özelliğini taşıyan Accor zincirinin bir parçası olarak devam eden bu yolculuğumuzda, kapsamlı bir yenilenme ve renovasyon sürecine girme kararı aldık. Otelimizi konumlandırmak istediğimiz nokta, hedef kitlemizin zihninde ve kalbinde bırakmak istediğimiz etki ve sahiplenerek güçlendirmeyi plandığımız dinamik kimliğe en uygun özelliklerdeki markanın Mövenpick olacağını düşündük. 

G: Yenileme süreci ne kadar sürdü otelin?

B.Ö: Yaklaşık 2 sene süren bir yenileme sürecimiz oldu. 

G: Hangi mimarlarla çalıştınız?

B.Ö: Otelimizin iç dizayn tasarımı ve dekorasyonu aşamasında, daha önce bir çok 5 yıldızlı otel projesinin iç mimarisinde imzası bulunan iç mimar Ayşe Kubilay ile çalıştık. 

G: Biraz bize Movenpick Hotel İstanbul Bosphorus’tan bahseder misiniz? Hangi detayları ile İstanbul’a değer katacak?

B.Ö: Mövenpick Bosphorus, konumu itibariyle şehrin merkez noktalarından birinde bulunan, misafirlerinin uğrak noktası olabilecek özelliklere sahip bir otel. Konaklamalı veya konaklamasız, hangi amaçla tercih edilecek olursa olsun bizim şehre değer katan en önemli ve öncelikli özelliğimiz, verdiğimiz hizmetin kalitesi. Otelimize yolu düşen bir misafirimizin buradan mutlu ayrılması için her türlü detayın düşünülmüş olması, otel içerisindeki yeme-içme alanlarının lezzeti ve dinamik atmosferimiz buranın sürekli yaşayan bir mekan olmasına olanak sağlıyor. Ek olarak devam etmekte olan pandemi şartlarına uygun hijyenik ortamı misafirlerimize her an sağlıyor olmamız ve güvenli turizme marka olarak verdiğimiz önem otelimizin tercih sebebi olmasında çok önemli bir etken.  

G: İçinde yer alan yeme içme mekanlarıyla iddialı bir otel burası. Hangi markalar var, konsept ve mutfaklarından bizlere bahseder misiniz?

B.Ö: Otelimizin içerisinde 3 adet birbirinden lezzetli restoran bulunuyor; Lobi katında bulunan L’avenue Plaza Cafe, adı cafe olarak geçmesine rağmen Fransız mutfağının en bilinen lezzetlerini sunan ve özel ev yapımı Mövenpick Çikolatalarıyla da adından söz ettiren, keyifli ambiyansıyla dikkat çeken bir restoran. Lobi alanında bulunan diğer bir restoranımız da meşhur Hünkar Lokantası. Hünkar yıllar içerisinde kendine ait kemik kitleyi başarıyla oluşturabilmiş bir marka. Açılışının hemen akabinde misafirleri tarafından yoğunlukla ziyaret edilen restoranımızın Türk ve Osmanlı saray mutfağına ait imza yemekleri özellikle yabancı misafirlerimizin oldukça ilgisini çekiyor. Son olarak roof katında ise Da Vittorio Ristorante Italiano bulunuyor. Daha önce şehrin popüler bir çok restoranında görev almış olan İtalyan Şefimiz Vittorio’dan ismini alan restoran, İstanbul’un en iyi ve en yeni İtalyan’ı olmaya aday bir lezzet ve hizmet anlayışına sahip. Üstelik inanılmaz bir boğaz ve şehir manzarası var. Misafirlerimiz, Da Vittorio Ristorante başta olmak üzere otelin içerisinde bulunan tüm yeme içme alanlarını münferit organizasyonlar haricinde grup yemekleri, kurumsal toplantılar ve doğum günü gibi eğlence odaklı etkinlikler için de sıkça tercih etmekteler. 

G: Peki misafir profili açısından yerli-yabancı oranı nasıl?

B.Ö: Otelimizde yerli misafirlerimizi de sıklıkla ağırlamakla beraber, orana baktığımızda yabancı misafirlerimizin sayısı şu dönemde daha yüksek. 

G: Pandemi turizm sektörünü dünyada da ülkemizde de çok etkiledi. Böyle bir dönemde yatırım yapma fikri nasıl doğdu?

B.Ö: Böyle bir yatırım fikrimiz zaten hali hazırda vardı. Pandemi etkilerinin başlaması ise bu fikri hayata geçirmemizi hızlandırdı, akabinde kapsamlı bir renovasyona giriştik. Burada krizi fırsata çevirerek pandemideki kapanmayı yatırımımız lehine kullandık. Zira, başlattığımız renovasyon ve yenilenme sürecinin otel içerisinde misafir konaklarken yürütülmesi oldukça zor, hatta imkansızdı. Bu açıdan bakıldığında yatırım sürecinin zamanlaması bizim için dezavantaj değil, aksine avantaj oldu. 

G: Marka olarak büyüme hedeflerinizi de sormak isteriz. Orta ve uzun vadede yatırım planlarınız neler?

B.Ö: Marka olarak, olası şartlar içerisinde detaylı öngörüler yaparak ilerlemeyi baz alan ve adımları yere sağlam basan bir büyüme hedefimiz var. Şuanda Antalya – Akdeniz Bölgesi’nde Belek, Side, Kemer gibi bölgelerde bir yatırım projesi fikrimiz var. Bu konudaki fizibilite araştırmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. 

G: Son olarak 2022 için beklentilerinizi ve mesajınızı sorarak bu keyifli söyleşiyi noktalayalım.

B.Ö: Bu dönemde ülke ve tüm dünya olarak en çok sağlığımızın değerini anladık, sağlığımızla sınandık. Bu yüzden öncelikle eski sağlıklı günlerimize hızlıca geri dönmeyi, normal hayat akışımıza kavuşmayı diliyorum. İkinci olarak, ülkemizin içerisinde bulunduğu kriz ortamının son bulması, yaşadığımız bu zorlu günlerin atlatılması da bir diğer dileğim. 2022 tüm insanlık için, sağlık, huzur, umut dolu ve tüm yüzlerin güldüğü bir yıl olsun.