Ana Sayfa Yatçılık Yüzer Plajlar

Yüzer Plajlar

ARMATÖRLER İÇİN YENİ OLMAZSA OLMAZLAR: GÜVERTEDEKİ BEACH CLUB SEYİR SIRASINDA DOĞA İLE TEMAS HALİNDE OLMANIZI SAĞLIYOR. KONFORLU İÇ DÖŞEMELER, BAR, YATAKLAR VE SPA ALANLARI DENEYİMİNİZİ ZENGİNLEŞTİRİYOR 

Beach club ile açık havada yaşama adanan Azimut S10’da alt güverte, fly ve pruva’dan daha çok faydalanılabiliyor. Solda, 48 Wallytender, kıç tarafta güneşlenmek için indirilebilen küpeşte bulunuyor. 

Ekstra lüks denizcilik sektöründeki son trend beach club. Olmazsa olmazlar arasına giren bu özellik için teknenin hızlı veya yavaş, explorer ya da motoryat olmasından çok, büyük, hatta çok büyük, yani mega veya giga yat olması gerekiyor. Sürekli daha geniş iç mekân talepleri, tekne projecilerini yüzer resortlar ya da lüks villalar tasarlamaya itti; daha uzun, daha geniş, kimi zaman beş-altı güverteli, daha yüksek tekneler üretilir oldu. Bu yüz metreyi aşkın tekneler, maalesef bir süre sonra misafirlerini, asıl sevdikleri şeyden uzaklaştırmış oldu; denizden. Elbette deplasman teknelerinin dış güvertelerine hidromasajlı küvetler veya deniz suyu ile ile doldurulmuş, gerçek havuzlar yerleştirilebiliyor, ancak misafirleri yeniden denize yaklaştırmak gerçek bir beach club sayesinde mümkün oluyor. Beach club, teknenin kıç tarafına konumlandırılıyor. Bu bölüm, bugüne kadar projeciler tarafından hizmet garajı için kullanılıyordu; birkaç filikayı, seyir aksesuarlarını ve hatta bir dalış merkezini içerecek büyüklükte bir alandan söz ediyoruz. Dalış merkezi burada daha çok, hizmet araçlarının çekilmesi ya da teknenin suya indirilmesi ile ilgili teknik işlerin halledilmesine yarıyor. 

Böylece teknedekilerle deniz arasında bağlantı kurma görevi kıç köprüye, başka bir deyişle, gün geçtikçe büyüyen plaj kısmına bırakılıyor. 

Denizden daha fazla keyif almak için, teknenin arka tarafında farklı yerleşimler sunma fikri ikinci milenyumun ilk yıllarına dek uzanıyor aslında. Ancak tam bir beach club görünümü teknolojinin gelişimi ile son yıllarda mümkün olabildi. Garaja farklı bir kullanım alanı yaratmak, bar, lounge, hatta bir Spa ve gym eklemek pek sorun olmasa da filikalar ve seyir aksesuarları için yaşam alanlarını da etkilemeden farklı bir bölge yaratmak çok kolay olmadı. 

Sanlorezo 52 metre çelik yat Seven Sins, ana güvertesinde, su akıntıları ile gerçekten denizde yüzme hissi veren bir havuz barındırıyor. Ayrıca filika garajı da mevcut. 

Teknede yerleşimi düzenlemek demek, projede ciddi bir revizyona gitmek demekti. Yapısal hesaplamalar, altyapı, açılıp kapanma hareketleri gözden geçirilmeliydi. Günümüzde tekneler, beach club’ı kullanılır hale getirmek için arkadan açılıyor, garajı kullanabilmek için de pruvadan. Ancak yine misafirler ile deniz arasındaki ilişkiyi sıcak tutmak için büyük teknelerde kamaralardan da balkonlar aracılığıyla denize açılmalar olabiliyor. Burada, bir çeşit döndürme sistemi ile tekne gövdesinin belli bir kısmının açılması ve ortaya büyük bir terasın çıkmasından söz ediyoruz. Aslında basitçe bir düğmeye basılıyor gibi görünse de arkasında emniyetin son derece önem kazandığı, oldukça karmaşık bir mekanizma var bu sistemin. 

Diğer açık alanlar daha çok tekne halkının birlikte vakit geçirdiği ana güvertede bulunuyor. Bu durumda, köprünün dış koridorlarının sınır çizgisini belirleyen küpeşte açılıp, daha geniş bir düz alan sağlıyor. Bu özellik, daha fazla ortak alana ihtiyaç duyulan charter seferlerinde hem estetik, hem de fonksiyonel bir çözüm haline geliyor. 

CCN’in 40 metrelik, full custom Fuoriserie yatı Panam henüz tersanede imal ediliyor. Açılabilir karbon panelleri sayesinde 53 m2’lik bir beach club’a sahip olacak. 

Açılma hareketleri son dönemde 10 metre altı tekneler için dahi düşünülür oldu. Bu teknelerdeki misafirler elbette denizle temas etmekte sorun yaşamıyorlar, ancak onlar için de özellikle iç mekanlarda yer sıkıntısı baş gösterebiliyor. Bu örnekte ise kıç tarafın küpeştesinin belli bir kısmı bertaraf edilerek yer kazanılıyor. 10 ila 24 metre arası uzunluktaki tekneler için ise maliyetli olmakla beraber daha farklı çözümler üretilebiliyor. Böyle tekneleri emniyet ve verimliliği temel alan, rafine bir teknoloji sayesinde neredeyse düz bir platforma dönüştürmek mümkün olabiliyor. 

Hem büyük ölçekli, hem de daha küçük teknelerde güneşe ve denize daha fazla maruz kalan bölümlerin döşemesinde free standing denen tarzda mobilyalar kullanılıyor. Bu eşyalar, tıpkı karadaki ‘beach club’larda olduğu gibi güneşin konumuna göre istenilen yere taşınabiliyor. Yataklar, şezlonglar, geniş koltuklar, sehpalar ve hatta şemsiyeler, karbon destekli gölgelikler güneşten korunmak için yer değiştirebiliyorlar. Tabii teknede geçirilen zamanı unutulmaz kılmak için eklenen tüm aksesuarlar da.