Kişiselleştirilmiş lüksün yeni adı: BYKEPI

Zarif tasarımlar ve işlevselliği bir araya getirerek mobilya sektöründe fark yaratan, Türkiye’yi global arenda da son yıllarda temsil ederek Türk zanaatkarlığını İtalyan tasarımları ile buluşturarak bir dünya markası olma yolunda ilerleyen ByKepi, 30. Yılını geride bırakırken hem yerel hem de uluslararası pazarda başarı grafiği sürekli yükseltiyor. ByKepi’nin hikayesini Kurucusu Mustafa Kepi ve markanın ikinci uşak temsilcisi Yaren Kepi’den dinledik…

ByKepi, kurulduğu 1994 yılından bugüne geçen süre içerisinde yalnızca Türkiye’nin değil, Dünya’nın da dikkatini çeken bir marka haline geldi. Bugün ByKepi, yemek odasından yatak odasına, oturma odasından mutfağa kadar tüm mobilya ihtiyaçlarına moderni zarif ve kişiye özel tasarımlarla çözümler sunuyor. Kişiselleştirilmiş lüksün yeni tanımını oluşturan tasarım ve üretim felsefesiyle yola çıkan ByKepi, bugün ikinci kuşak temsilci Yaren Kepi’nin girişimleriyle KEPI adlı yeni markasıyla yaşam alanlarını sanat eserine dönüştürmeye hazırlanıyor. Gentleman Türkiye olarak bizler de hem ByKepi’nin hikayesini hem de baba-kız çalışma hayatlarını kendilerinden dinlemek için Skyland Hom’da yer alan ByKepi Showroom’unda bir araya geldik…

Gentleman: Biz, Türkiye’nin en önemli lüks mobilya markalarından biri olarak By Kepi’yi biliyoruz ama öncesinde sohbetimize sizi daha yakından tanıyarak başlamak isteriz…

Mustafa Kepi: Ben Mustafa Kepi. İzmir’de doğdum, çocukluğumdan itibaren el işçiliği ve ahşapla uğraşmak hayatımın önemli bir parçası oldu. Zanaatkârlığa duyduğum bu ilgi zamanla profesyonel bir yolculuğa dönüştü. Yıllar içinde edindiğim tecrübelerle By Kepi markasını kurduk ve bugün Türkiye’nin önde gelen lüks mobilya markalarından biri haline getirdik. Benim için mobilya sadece iş değil; hayatımın merkezinde olan bir tutku. Üretimde titizlik, tasarımda özgünlük ve detaylara verilen önem, bu yolculuğun temel taşları oldu. Bugün kızım Yaren’in de bu hikâyeye katılmasıyla birlikte, By Kepi’nin taşıdığı ustalık mirasını yeni nesil bir vizyonla buluşturuyoruz. Hem köklerimize bağlı kalıyor hem de dünyaya açılan bir marka olma hedefiyle ilerliyoruz.

Yaren Kepi: Ben Yaren Kepi. 1996 yılında İzmir’de doğdum. Özyeğin Üniversitesi’nde iç mimarlık eğitimimi tamamladıktan sonra yüksek lisansımı yapmak için Milano’ya gittim. Orada da Istituto Marangoni’de “Product and Furniture Design” okudum. Şu an aldığım eğitimi de hayata geçirebildiğim markamız ByKepi’de çalışıyorum ve şirket içerisinde birçok alanda görev alıyorum. Aynı zamanda açılışı için gün saydığım, kendi markam olan KEPI’nin tüm yaratıcı ve üretim süreçlerinde aktif olarak rol alıyorum.

G: ByKepi’nin ilk yıllarına dönersek… Mustafa Bey, bu markayı kurmaya karar verdiğiniz anı ve sizi harekete geçiren asıl motivasyonu hatırlıyor musunuz?

M.K.: ByKepi aslında bir hayalin somutlaşmış haliydi. Türkiye’de lüks mobilya alanında dünya standartlarında işçilik ve tasarımı bir araya getiren bir marka yoktu. Benim motivasyonum, bu eksikliği doldurmak ve Türk zanaatkârlığının kalitesini dünyaya göstermekti. Bu motivasyonla, 30 yıl önce 60 metrekarelik küçük bir atölye’de başlattığımız ByKepi serüvenini bugün Türkiye’nin yanı sıra Dünya’nın birçok noktasına ulaştırıyoruz.

G: Türkiye’nin en önemli lüks mobilya markalarından birine dönüşme sürecinde, yolun başında sizi en çok zorlayan ve en çok motive eden şey ne oldu?

M.K.: En zoru, insanlara yeni bir lüks anlayışını kabul ettirmekti. Alışkanlıkları değiştirmek, algıyı dönüştürmek kolay olmadı. Ama en büyük motivasyonum, her teslim ettiğimiz üründe müşterinin gözlerindeki o hayranlığı görmekti. O bakış, tüm zorluklara değerdi.

G: ByKepi’nin tasarım anlayışını bizler yakından biliyoruz, Türkiye’de ve dünyada sizi ayıran en güçlü özellik sizce nedir?

M.K.: ByKepi “haute couture” yani kişiye özel üretim yapan bir firma. Biz kendimizi de sektördeki diğer markalardan bu şekilde ayırıyoruz aslında. Önceliğimiz zanaat. ByKepi’nin tüm koleksiyonlarında, tüm ürünlerinde el işçiliğini hissedebileceğiniz tasarımlara sahibiz. Elbette bu hassasiyetimiz ürünlerin işçiliği kadar malzeme kalitesini de etkiliyor. Bahsettiğimiz gibi, koleksiyon ürünler kadar kişi özel ürünler de tasarlıyor ve kendi atölyemizde üretiyoruz. Bu sebeple, kendi markamız olduğu için söylemiyorum ancak sanıyorum ki ürünlerimize gösterdiğimiz titizlik ve detaylara olan hassasiyetimiz bizi farklı kılıyor. Katıldığımız yurt içi ve yurt dışı fuarlarda da bu şekilde bizleri de çok mutlu eden geri dönüşler alıyoruz. Bir de unutmadan eklemek isterim, müşteri memnuniyeti ve satış sonrası destek gibi işin ticaret kısmına da ayrıca özen gösteriyor. Kısacası, bir ürünün tasarımından müşteri ile buluşmasına kadar geçen süre boyunca ne kadar ilgi gösteriyorsak, aynı ilgiyi aradan ne kadar zaman geçerse geçsin aynı özenle göstermeye çalışıyoruz hem bizler, hem de satış ekiplerimiz.

G: ByKepi’nin tasarımlarında İtalyan zarafeti, Türk zanaatkârlığı ve modern çizgiler bir arada… Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

M.K.: Form dili ve oranlarda İtalyan disiplini; dikiş, deri, ahşap ve kaplama işçiliğinde Türk zanaatkârlığı; yaşam senaryosunda modern fonksiyon… Tasarım süreçlerimizde prototip–revizyon döngüsü ile bu üçlüyü her parçada tartıyoruz.

Bu aslında bir kültür sentezi. İtalya’da edindiğimiz estetik birikim, Türk ustalığıyla birleşiyor. Modern çizgiler ise bu sentezi çağdaş kılan dokunuşlar. Yani geçmişin mirasıyla geleceğin vizyonunu aynı masada buluşturuyoruz. Alanında gerçekten çok kıymetli işler yapan İtalyan tasarımcılarla ve tabii ki Türk tasarımcılarla da çalışıyoruz. Ama elbette bu dengeyi yakalamak kimlerle çalıştığınızdan ziyade nasıl çalıştığınızla ilgili. Biz de tüm yol haritalarımızda, çalışma metodlarımızda bu dengeye dikkat ediyoruz.

G: 30. Yaşınızı kutladığınız bu yıl İzmir’deki üretiminizi çok daha büyük ve modern bir fabrikaya taşıdınız. Bu yeni tesis, ByKepi’nin üretim kapasitesine ve tasarım anlayışına nasıl bir ivme kazandırdı?

M.K.: Az önce de bahsettiğim gibi, ByKepi 1994 yılında 60 metrekarelik bir atölyede kuruldu. Kısa sürede içerisinde büyük bir üretim atölyesine dönüştü. Şu an İzmir Sarnıç’ta 20 bin metrekarelik kapalı bir alanda kurulu yeni fabrikamız, bizim için sadece üretim kapasitesini artıran bir alan değil, aynı zamanda yaşayan bir vizyon merkezi niteliği de taşıyor. 400’den fazla profesyonel çalışanı ile oldukça donanımlı bir yapıya da ev sahipliği yapıyor. “KEPI Experience Center” yaklaşımıyla kurguladığımız bu yapı, mobilya üretiminden çok daha fazlasını temsil ediyor. Tasarım, sanat, doğa ve teknolojiyi bir araya getirerek çok katmanlı bir deneyim sunmayı planlıyoruz.

Geniş peyzaj alanları, sanat heykelleri, yansıma havuzları ve gastronomi alanlarıyla ziyaretçilerin ilham alacağı bir yaşam alanı da oluşturuyoruz. Showroom’un yanı sıra sanat galerisi, atölyeler ve topraksız tarım gibi yenilikçi kurgularla üretimi, sürdürülebilirliği ve kültürel deneyimi bütünleştirmeyi amaçlıyoruz.

G: Peki… Son iki yıldır Yaren Hanım’da By Kepi’de markanın tüm süreçlerinde yoğun bir şekilde rol alıyor. Baba-kız olarak aynı marka çatısı altında çalışmak nasıl bir duygu?

Y.K.: Aslında çok özel bir duygu. Bir yandan babamın yıllar boyunca inşa ettiği tecrübeyi ve vizyonu yakından görme şansım oluyor, diğer yandan kendi bakış açımı, yeni neslin enerjisini ve farklı trendleri markaya taşıyabiliyorum. Birlikte çalışmak hem güven veriyor hem de markanın köklerine bağlı kalarak geleceğe yönelmemizi sağlıyor.

M.K.: Öncelikle çok gurur verici tabii. Yaren’in markaya kattığı enerji ve vizyon, ByKepi’yi daha ileriye taşıyor. Onu yanımda görmek bana hem güven veriyor hem de geleceğe dair umutlarımı güçlendiriyor

G: Mustafa Bey, kızınızın ByKepi’ye getirdiği en büyük yenilik veya farklı bakış açısı nedir?

M.K.: ilk olarak Yaren, markaya genç nesilin bakış açısını ve uluslararası vizyonunu taşıdı. Özellikle teknolojiyi, dijitalleşmeyi ve sanat ile mobilyayı bütünleştirmeyi bunun yanınada sürdürülebilirlik gibi bugün sektör fark etmeksizin her markanın kendi stratejilerini oluşturduğu konuları güçlü bir şekilde gündeme getirdi. Ben şu an gündemimizde olan birçok trendi ister istemez kısıtlı takip edebiliyorum ancak Yaren en ufak bir gelişmeyi anında takip ediyor ve hatta ByKepi özelinde projelendiriyor. Bu, markamıza yepyeni bir boyut kazandırdı tabii ki.

G: Yaren Hanım, babanızla aranızda “tasarım konusunda” hiç tatlı çekişmeler olur mu? Olduysa en unutulmazı hangisiydi?

Y.K.: Tasarım konusunda pek çatışmamız olmuyor çünkü babamın bence en güçlü özelliği her yeniliğe çok hızlı ayak uydurabilmesi. O sebeple benim tasarım yaklaşımlarımı da özümseyip onlara da öncülük ediyor. Ama bazen renk konusunda anlaşamadığımız olmuyor değil. Ben cesur davranıp daha deneysel yaklaşabiliyorum fakat babam renkler konusunda beni iddialı buluyor.

G: Yaren Hanım, ikinci nesil temsilci olarak markanın geleceğine dair en büyük hayaliniz nedir?

Y.K.: Benim hayalim, soyadımı sadece Türkiye’de değil, dünyada da bir tasarım, sanat markası olarak konumlandırmak. Ülkemi küreselde de temsil etmek istiyorum. Halihazırda ByKepi olarak 4 yıldır İtalya’nın ünlü tsarım fuarı Salone del Mobile Milano’da yer alıyoruz. Özellikle bu sene Dubai’de açtığımız yeni mağazamız ile bu fikri yeni bir eşiğe taşıdık. Bu fikri Riyad fuarı ve Bağdat’taki mağaza açılışımız ile sürdüyoruz. Avrupa’nın yanı sıra Amerika ve Asya’da da istikrarşı bir şekilde bu hedefe doğru kararlılıkla ilerliyoruz. Haliyle ben de en büyük hayalimi gerçekleştiriyorum diyebilirim.

G: Sürdürülebilirlik, lüks mobilya dünyasında giderek daha önemli bir konu haline geliyor… ByKepi bu alanda nasıl adımlar atıyor?

M.K.: Ben sürdürülebilirliği, markanın DNA’sına işlenmiş bir değer olarak görüyorum. Mobilyalarımızın uzun ömürlü olması, aslında en büyük sürdürülebilirlik adımı. Bunun yanı sıra fabrikamızda enerji tasarrufu sağlayan sistemler, çevre dostu malzeme kullanımı ve atık yönetimine önem veriyoruz. Ve her gün kendimizi bu konuda geliştirmek adına hamleler ve yatırımlar yapıyoruz.

G: Biraz da yeni markanız KEPI’ye değinmek istiyoruz. KEPI markası nasıl ortaya çıktı?

Y.K.: KEPI, aslında Yaren’in vizyonunun bir yansıması. ByKepi’nin köklü ve lüks tarafı devam ederken, KEPI daha deneyim odaklı, sanat ve yenilikle iç içe bir marka olarak doğdu. İki marka birbiriyle kardeş ama farklı kimliklere sahip.

G: ByKepi ve KEPI arasında Tasarım, işçilik ve kullanım gibi alanlarda nasıl farklılıklar olacak?

Y.K.: ByKepi’nin temsil ettikleri zamansız lüks , ince işçilik ve houte couture. KEPI ise deneyimi, sanatı ve yenilikçiliğin değerini ön planda tutuyor. KEPI’de sınırlı sayıda üretilen, sanatla bütünleşen parçalar göreceksiniz. Yani ByKepi yaşam alanlarının ürünlerini tamamlayan mobilyalar üretirken, KEPI’de mobilya sanatla bambaşka bir açıdan buluşuyor.

G: Peki o halde eğer KEPI bir kişi olsaydı, karakteri nasıl olurdu?

Y.K.: Kesinlikle vizyoner, özgün ve global. Bir yandan köklerine sadık ama bir yandan da sürekli geleceğe bakan, sanatla yaşayan, teknolojiyle kendini yenileyen bir karakteri olurdu.

G: Baba-kız olarak, ikinizin de hayalini kurduğu, henüz gerçekleştirmediğiniz bir proje var mı?

Y.K.: Uluslararası ölçekte büyük bir tasarım ve sanat merkezi hayata geçirmek istiyoruz. İçinde showroom, galeri, üretim alanı ve deneyim merkezinin bir arada olduğu, hem bizim markalarımızı hem de genç sanatçıları dünyaya tanıtabileceğimiz bir proje hayal ediyoruz. Umuyoruz ki çok da uzak olmayan bir gelecekte bu hayalimizi de gerçekleştireceğiz.

G: Evlerinizde, ByKepi dışında vazgeçemediğiniz bir mobilya veya obje var mı?

Y.K.: Kesinlikle mum ve koku.

G: Tasarım dışında ize en çok besleyen hobileriniz neler?

Y.K.: Spor yapmak benim için meditasyon yapmak demek. Seyahat etmek ve farklı kültürlerden ilham almak  benim için vazgeçilmez. Çok gezenin çok bileceğini düşününenlerdenim çünkü bir şeyi “deneyimlemek” gerçekten çok farklı bir tecrübe oluyor ve nerede, ne zaman işinize yarayacağını asla bilemiyorsunuz ama mutlaka karşınıza çıkıyor.

G: Hayatınızda ize en çok etkileyen şehir hangisiydi ve neden?

Y.K: Floransa,Toskana. Sanat ve tasarımın ruhunu her adımda hissediyorsunuz. Yeşilin içinde cenneti yaşatan bir yer.

G: Sizi her zaman yeniden motive eden, dönüp baktığınız bir söz, anı veya kişi var mı?

Y.K.: Babamın bana öğrettiği bir şey: “İyi iş, kendini anlatır.” Bu söz, iş hayatım boyunca her adımımda yanımda oldu.

Dergimiz her ayın ilk haftası Türk Telekom Dergilik, D&R, Remzi Kitabevi ve tüm seçkin marketlerde…