Şehir merkezlerinde arzın daraldığı, yatırımcının güvenli ve sürdürülebilir değere yöneldiği bu dönemde, ofis–konut dönüşümleri gayrimenkulün rotasını yeniden çiziyor. Levent’in kalbinde, Şeker GYO’nun Levent’teki ofis yapısının rezidansa evrildiği Alya Resıdence Levent; Şeker GYO ve Barış İnşaat iş birliğiyle geliştirilen, merkezi konumu ve nitelikli dönüşüm modeliyle bu yeni dönemin seçici yaşam ve yatırım anlayışının somutlayan projelerden biri olarak öne çıkıyor.

Ekonomik belirsizliklerin arttığı, şehir merkezlerinde yeni arsa üretiminin giderek zorlaştığı bir dönemde, gayrimenkulde güvenli ve sürdürülebilir yatırım arayışı yeniden öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre 2025’in ilk yedi ayında konut satışları yüzde 24’ün üzerinde artarken, sınırlı arz koşulları özellikle merkez lokasyonlarda dönüşüm projelerini yatırımcıların radarına taşıyor. Küresel ölçekte de benzer bir tablo söz konusu. CBRE’nin 2024 verileri, ofis–konut dönüşüm projelerinde dikkat çekici bir artış yaşandığını gösteriyor. Buna göre yıl içinde 94 proje tamamlandı ve 13,1 milyon m2’lik ofis alanı konut veya karma kullanıma kazandırıldı.
İstanbul’un en yoğun iş akslarından biri olan Levent’te hayata geçirilen Alya Residence Levent, bu dönüşüm dalgasının güncel ve nitelikli örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Şeker Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. (Şeker GYO) ve Barış İnşaat A.Ş. iş birliğiyle geliştirilen proje, ofisten rezidansa uzanan dönüşüm modeliyle hem konut ihtiyacına hem de uzun vadeli yatırım beklentilerine yanıt veriyor. Şeker GYO’nun kurumsal ve finansal disiplinle şekillenen bakış açısı ile Barış İnşaat A.Ş.’nin sahaya dayalı mühendislik yaklaşımı ise, bu dönüşümün nasıl yaklaşılması gerektiğine dair güçlü bir önemli bir bakış sunuyor. Biz de bu dönüşümün arka planını, proje vizyonunu ve yatırım perspektifini daha yakından dinlemek üzere; Alya Residence Levent’ te buluşarak Şeker GYO Genel Müdürü Serdar Nuri Eser ve Barış İnşaat Genel Müdürü Osman Halitoğulları ile konuştuk.

Finans ve Gayrimenkul Kesişimi
Şeker GYO Genel Müdürü Serdar Nuri Eser, kariyer yolculuğunu tek bir kırılma anına indirgemektense, zaman içinde biriken gözlemler ve giderek netleşen bir bakış açısının sonucu olarak tanımlıyor. Gayrimenkul ve finansın kesiştiği bu alana yönelmesinin ardında ise, yapılan işin hem ekonomik hem de toplumsal düzeyde somut bir karşılık üretmesi yatıyor. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (Mülkiye) başlayan eğitim sürecinin, Gazi Üniversitesi ve ardından Wharton School’da devam ettiğini hatırlatan Eser, bu dönemin finansal piyasaları yalnızca rakamlar üzerinden değil; ekonomik dengeler, karar alma mekanizmaları ve kurumsal yapılar üzerinden okumayı öğrettiğini vurguluyor. Bu sürecin, finansın arkasındaki asıl gücün güven, yapı ve sorumluluk olduğunu fark ettiği önemli bir eşik olduğuna işaret eden Eser sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sermaye Piyasası Kurulu’nda (SPK) görev aldığım uzun yıllar bu bakış açımı daha da pekiştirdi. Sermaye piyasalarının sadece finansal bir alan değil; aynı zamanda şeffaflık üreten, hesap verebilirliği kurumsallaştıran ve toplumsal etki yaratan bir sistem olduğunu birebir deneyimledim. Kariyerimin yönü de büyük ölçüde bu farkındalıkla şekillendi. Aslında Gayrimenkul Yatırım Ortaklıkları da bu sistemin önemli bir parçası… Çünkü bir yandan reel sektörün uzun vadeli dönüşümünü desteklerken, diğer yandan sermaye piyasasının kurumsal çerçevesi içinde halka açık, şeffaf ve hesap verebilir yapılar olma sorumluluğunu taşıyorlar. Finansal disiplin ile fiziksel değer üretiminin bir araya geldiği bu yapı, sürdürülebilir bir gelecek ve kalıcı bir güven zemini oluşturuyor.”

Oyunu Okumak ve Sonrasını Görmek
Faiz, döviz, gayrimenkul fiyatları, inşaat maliyetleri ve talep dalgalanmalarının sektörün tamamı için ortak bir risk tablosu yarattığına dikkat çeken Şeker GYO Genel Müdürü Serdar Nuri Eser, belirleyici olanın bu tabloya nasıl bakıldığı olduğunu vurguluyor. Türkiye gibi dinamik bir ekonomide gayrimenkul ve finansı birlikte yönetmenin, risk kavramını ayrı bir başlık olmaktan çıkardığını belirten Eser, risk yönetimini işin doğal bir parçası olarak konumlandırıyor. Şeker GYO’da riskleri yalnızca kontrol edilmesi gereken unsurlar olarak görmediklerini ifade eden Eser, “Riskleri doğru okuduğunuzda, yön gösteren ve hatta zaman zaman fırsata dönüşebilen göstergeler olarak ele almak mümkün,” diyor. Bu yaklaşımın arkasında ise sermaye piyasalarının getirdiği kurumsal disiplin ile sahada edinilen tecrübelerin birlikte yer aldığını belirtiyor. Sektörün tamamının benzer risklerle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Eser, kısa vadeli dalgalanmalara odaklanmak yerine, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir denge kurmayı tercih ettiklerinin altını çiziyor.
Yarının Şehirlerinde Yaşam Nasıl Şekillenecek?
Gayrimenkulü geleceğin yaşam biçimini şekillendiren bir alan olarak gördüğünü ifade eden Serdar Nuri Eser’e, yarının şehirlerinde nasıl bir yaşam tasavvur ettiğini sorduğumuzda ise şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Yarının şehirlerine baktığımda birkaç temel unsurun belirginleşeceğini düşünüyorum. Bunların başında daha ‘insan odaklı’ şehirler… Yani sadece yoğunluk veya metrekare hesabıyla değil, insanların nefes alabildiği, güvenle dolaşabildiği, sosyal yaşamı güçlendiren alanlarıyla öne çıkan yerleşimler. Sürdürülebilirlik ise artık bir tercih değil, açıkça bir zorunluluk. Enerji verimliliği, karbon ayak izi ve kaynak yönetimi açısından çok daha bilinçli projeler üretmemiz gerekiyor. Şeker GYO olarak biz de bu dönüşüme büyük önem veriyoruz. Gelecekte şehirlerin teknolojiyle iç içe, ancak doğayla da barışık bir yapıya kavuşacağına inanıyorum. Bir diğer önemli başlık ise kullanım senaryoları. Bugün iş yapış biçimleri, çalışma modelleri ve sosyal alışkanlıklar çok hızlı değişiyor. İnsanlar artık yalnızca bir mekân değil, değişen yaşamlarına uyum sağlayabilecek bir yapı arıyor.”

Kent Dinamikleriyle Dönüşüm
Şeker GYO’nun sektöre yaklaşımını somut bir örnek üzerinden değerlendirmek için, bugün içinde bulunduğumuz Şeker GYO’ya Levent’te bulunan ait ofis yapısından hayata geçirilen Alya Residence Levent projesine odaklanıyoruz. Ofislerden rezidansa uzanan bu dönüşümün arka planını ise Şeker GYO Genel Müdürü Serdar Nuri Eser, değişen yaşam alışkanlıkları ve kent dinamikleri üzerinden değerlendiriyor. “Alya Residence Levent projesi, Şeker GYO’nun vizyonunu en net biçimde ortaya koyan projelerden biri. Çünkü bu proje, yalnızca bir dönüşüm hikâyesi değil. Bugünün kullanım ihtiyaçlarına nasıl yanıt verdiğimizi gösteren somut bir örnek. Bu fikrin çıkış noktası, son yıllarda hepimizin bizzat deneyimlediği önemli bir değişimle örtüşüyor. Pandemi süreci bize çok net bir şey gösterdi. Çalıştığımız mekânlar, yaşadığımız alanlar ve hayatı paylaştığımız yerler artık eskisi gibi keskin sınırlarla ayrılmıyor. Evler daha fonksiyonel olmak zorunda, ofisler ise tek başına vazgeçilmez bir mekân olmaktan çıkıyor. Bu kırılma, özellikle şehir merkezlerinde nitelikli ve iyi tasarlanmış konutlara olan talebi ciddi biçimde artırdı. Levent uzun yıllar ağırlıklı olarak iş merkezlerinin yoğun olduğu bir bölgeydi. Biz bu projeyle bölgenin yaşam fonksiyonunu güçlendirdik. Yani bölgede hem gündüz hem gece yaşayan, hizmet alan, sosyalleşen bir kullanıcı profili oluşmasına katlı sağlamayı amaçlamaktadır.” Eser’e göre, ofis katlarının rezidansa dönüştürülmesi kullanıcı açısından iki temel değeri bir araya getiriyor: merkezi konum ve yüksek yaşam standardı. “Bugün insanlar zaman kaybetmek istemiyor; işine yakın, güvenli ve konforlu bir yaşam alanı arıyor. Levent gibi merkezi bir lokasyonda bu beklentilere yanıt verebilmek artık kolay değil. Alya Residence Levent, bu ihtiyaca net bir karşılık sunan bir proje.”

Şehir İçinde Yeniden Tanımlanan Yaşam
“Projeyi kurgularken sadece “bir ofis binasını rezidansa çevirelim” gibi basit bir yaklaşımla hareket etmedik. Bu nedenle daire planlarından sosyal alanlara, teknoloji altyapısından güvenlik sistemlerine kadar her detayı günün ihtiyaçlarına göre yeniden ele aldık. İlk adımda binayı bütüncül bir bakışla analiz ettik. Hangi özellikleri korunmalı, hangi alanlar güncellenmeli, nasıl bir kullanıcı profiline hitap etmeli… Ardından güçlü bir teknik ekip ve uzman kadroyla, yapıyı geleceğin şehir yaşamına uygun bir rezidansa dönüştürme sürecini başlattık. Gelelim güvenlik konusuna… Binanın alt katlarında bankacılık faaliyetlerinin sürüyor olması, projeye güçlü bir güvenlik altyapısı avantajı kazandırdı. Kurumsal kullanım alanları ile rezidans giriş ve yaşam alanları, bağımsız erişim ve ayrıştırılmış güvenlik kurgusuyla planlandı. Kısaca özetler isek, “Bazı mekânlar şehirde var olmakla yetinmez; şehri yaşama biçimini baştan yazar.” Biz Alya Residence Levent’te tam olarak bunu hedefledik. Sunduğumuz şey, sadece bir konut değil. Şehrin merkezinde, ana arterlerin üzerinde, ulaşımı zahmetsiz; teknik altyapısı güçlü, güvenliği üst düzey, yaşam standardı yüksek bir rezidans deneyimi. Bu da Levent gibi bir lokasyonda, herkesin değil; ne istediğini bilenlerin tercih edeceği bir yaşam anlayışını temsil ediyor.”


Sermaye Disiplini ile Saha Tecrübesi
Alya Residence Levent’i yalnızca bir proje olarak değil, bir iş birliği geliştirme ortak bir geliştirme vizyonunun ürünü olarak da ele almak gerekiyor. Projenin arkasındaki iş birliği modelini değerlendiren Şeker GYO Genel Müdürü Serdar Nuri Eser, Şeker GYO ve Barış İnşaat’ın projeyi birlikte geliştiren iki güçlü yapı olarak baştan itibaren ortak bir vizyon etrafında buluştuğunu vurgulayan Eser; “Güçlü bir finansal yapı, net bir vizyon ve bu vizyonu sahada doğru şekilde hayata geçirebilecek uygulama kabiliyeti bir araya geldiğinde, ortaya çıkan sonuç kaçınılmaz olarak güçleniyor. Şeker GYO olarak, SPK mevzuatına tabi; kurumsal disiplini, şeffaflığı ve risk yönetimini merkeze alan bir yapıyla hareket ediyoruz. Projelere en başından doğru finansman modeli, net bir yol haritası ve yüksek düzenleyici standartlarla başlamak hem yatırımcıyı hem de projeyi her aşamada güvence altına alıyor. Barış İnşaat ise bu kurumsal çerçevenin sahadaki güçlü karşılığı oldu. Uzun yıllara dayanan uygulama deneyimi, teknik yetkinliği ve kalite odaklı iş yapış biçimiyle, geliştirdiğimiz vizyonu doğru şekilde hayata geçirebilecek bir çözüm ortağı profili sundu. Yani biz projenin finansal, stratejik ve kurumsal omurgasını kurarken; Barış İnşaat bunu sahada doğru, hızlı ve nitelikli biçimde uyguladı.”
Sahadan Gelen Liderlik Anlayışı
Alya Residence Levent’in uygulama süreci ve sahadaki karşılığı, projeyi Şeker GYO ile birlikte geliştiren Barış İnşaat Genel Müdürü Osman Halitoğulları’nın perspektifiyle tamamlanıyor. Halitoğulları, Barış İnşaat’ın uzun yıllara dayanan taahhüt tecrübesinden beslenen yönetim yaklaşımının, projelerin yalnızca teknik niteliğini değil, yaşam kurgusunu da belirlediğini vurguluyor. Barış İnşaat Genel Müdürü Osman Halitoğulları; “İnşaat ve gayrimenkul sektöründeki yolculuğumuz, 1995 yılına uzanan güçlü bir taahhüt tecrübesiyle başladı. Bu birikim, 2004 itibarıyla Barış İnşaat çatısı altında daha kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştü. Liderlik anlayışımın merkezinde; teknik yeterlilik kadar temsil, iş disiplini ve sorumluluk bilinci yer alıyor. Attığımız her imzada, yalnızca bugünü değil, uzun vadede yaratacağı etkiyi de gözetiyoruz. Bu süreçte, Yönetim Kurulu Başkanımız Tevfik Halitoğulları ile birlikte, geçmişten gelen bilgi ve deneyimi bugünün ihtiyaçlarıyla harmanlayan, uzun vadeli değer üretmeyi hedefleyen bir yapı inşa ettik. Bugüne kadar iş merkezlerinden konut projelerine, eğitim yapılarından altyapı projelerine kadar çok sayıda anahtar teslim projeyi tamamladık. Kendi markamız olan Alya Park’ın Golden City Awards 2019’da “En İyi Karma Proje” ödülüne layık görülmesi, insan odaklı tasarım anlayışımızın ve bütüncül yaşam kurgumuzun sektörde karşılık bulduğunu gösteren önemli bir referans oldu. Bizi ayrıştıran temel nokta projelere yalnızca yapı ölçeğinde değil, kullanım biçimi ve yaşam kurgusu üzerinden yaklaşmamız” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:
Temkinli Büyüme, Güçlü Sermaye Yapısı
“Mevcut ekonomik konjonktürde Barış İnşaat olarak temkinli ama kararlı bir yol haritası izliyoruz. Artan maliyetler ve finansmana erişimdeki daralma, sektörde güçlü sermaye yapısının önemini daha da artırmış durumda. Projelerimizi günlük piyasa hareketlerine göre değil, en az 10 yıllık projeksiyonlar üzerinden değerlendiriyoruz. Güçlü öz sermaye yapımız sayesinde yatırımlarımızı dış finansmana dayanmadan hayata geçiriyoruz. Bu da belirsizlik dönemlerinde bizi risk alan değil, süreci yöneten ve güven inşa eden bir konuma taşıyor. Özellikle belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların güvenli liman arayışı artıyor. Barış İnşaat’ın ise teslimat gücü ve finansal sağlamlığı bu noktada önemli bir fark yaratıyor. Kriz dönemlerini bir duraksama değil, doğru projeler için fırsat olarak görüyoruz. Kontrollü büyüme anlayışıyla hem takvim hem kalite standartlarımızı koruyarak ilerliyoruz.”
Kurumsal Refleks Olarak İstikrar
Gayrimenkul ve inşaat sektöründe istikrar ve kalite kavramları çoğu zaman söylemde kalırken, Barış İnşaat bu yaklaşımı sahada karşılığı olan bir disiplin olarak konumlandırıyor. Osman Halitoğulları’na göre bu duruş tesadüfi değil; projelerin her aşamasına yayılan sistemli bir yönetim ve denetim anlayışının sonucu. Halitoğulları, istikrarı kurumsal bir refleks olarak ele aldıklarını vurgulayarak şöyle ifade ediyor: “İstikrar, bizim için tesadüf değil; sistemli bir disiplinin sonucu. Projelerimizde tasarım onayından anahtar teslimine kadar tüm süreci kapsayan çok katmanlı bir kalite güvence ve denetim sistemi uyguluyoruz. Malzeme seçiminden işçilik kalitesine, uygulama detaylarından saha koordinasyonuna kadar her aşama, kendi iç teknik standartlarımız doğrultusunda denetleniyor. Süreci yalnızca sonuç üzerinden değil, süreç bazlı kontrollerle yönetiyoruz. Tedarikçilerimizi de klasik yüklenici anlayışıyla değil, teknik yeterlilik ve süreklilik esasına dayalı çözüm ortakları olarak konumlandırıyoruz. Bu yaklaşım sayesinde, projenin ölçeği ne olursa olsun, ortaya çıkan her işin Barış İnşaat’ın kalite standartlarında tamamlanmasını güvence altına alıyoruz.”
Dönüşümde Teknik Akıl Belirleyici
Bu disiplinli yaklaşımın sahadaki en güncel karşılıklarından biri ise, Şeker GYO ile birlikte geliştirilen Alya Residence Levent projesi. Halitoğulları, Levent’te Şeker GYO’ya ait ofislerin güçlü mühendislik altyapısının bu dönüşümde belirleyici rol oynadığını vurguluyor: “Şeker GYO ile yürüttüğümüz bu iş birliği, iki kurumun da projeye aynı uzun vadeli bakış açısıyla yaklaşmasının doğal bir sonucu oldu. Bu, Şeker GYO ile ilk kez bir araya geldiğimiz bir süreç değil. Daha önce İzmir’de birlikte geliştirdiğimiz projede ortaya koyduğumuz mühendislik disiplini ve uygulama kalitesi, bu güven zeminini oluşturdu. Şeker GYO’ya ait ofislerin yer aldığı Kule, Levent’in merkezinde, uzun yıllar kurumsal kullanıma hizmet etmiş, taşıyıcı sistemi güçlü ve mimari karakteri olan bir yapı. Sürecin başında kapsamlı mühendislik analizleri yaptık. Hedefimiz, mevcut yapının teknik gücünü koruyarak, şehirle temasını koparmayan ve yüksek yaşam kalitesi sunan bir konut projesi üretmekti. Şeker GYO’nun kurumsal yaklaşımıyla Barış İnşaat’ın mühendislik ve uygulama tecrübesi bu noktada örtüştü. Projede, ofisten konuta dönüşümlerde sık karşılaşılan mekânsal ‘soğukluk’ sorununu özellikle ele aldık. Bu nedenle süreci yalnızca mimari bir yenileme olarak değil, fonksiyonel ve performans odaklı bir dönüşüm olarak kurguladık. Rezidans girişi, lobi, kat holleri, iç mekân malzemeleri ve cephe aydınlatması dâhil olmak üzere tüm mimari dili yeniden ele aldık. Amacımız, plaza hissi değil; konut ölçeğinde, yaşama ait bir mekân algısı oluşturmaktı. Bu yaklaşımı desteklemek üzere dairelerde tam entegre akıllı ev altyapısı planlandı. Ortak alanlarda spa, fitness, kapalı yüzme havuzu ve rezidans destek hizmetleri projeye entegre edilirken; güvenlik, statik yapıdan yangın senaryolarına, kontrollü geçiş sistemlerinden özel depo alanları ve kapalı otopark kurgusuna kadar çok katmanlı bir anlayışla ele alındı.”
Talebi Doğru Yönetmek
“Levent gibi bir lokasyonda talep yaratmak zor değil; asıl mesele bu talebi doğru yönetmek. Alya Residence Levent’i geniş kitlelere hitap eden bir ürün olarak değil, net bir yaşam ve yatırım değeri sunan seçici bir proje olarak kurguladık. Bugün projeye yönelen ilgi iki ana profilde yoğunlaşıyor. İlki, şehrin merkezinde çalışıp zamanını ve yaşam kalitesini bilinçli yöneten, metrekareden çok lokasyon, konfor ve zahmetsiz yaşamı önceleyen kullanıcılar. İkinci grup ise projeye yatırım perspektifiyle yaklaşan alıcılardan oluşuyor. Tamamlanmış, iskanı alınmış, hemen teslim ve kurumsal bir GYO güvencesiyle hayata geçmiş bir yapının, Levent gibi arzı sınırlı bir bölgede sunduğu sürdürülebilir kira potansiyeli ve değer artışı bu kitle için belirleyici. Bu nedenle ilgi, aceleci değil; bilinçli ama gecikmeyen kararlar şeklinde ilerliyor.” Projede toplam 100 rezidans daire yer alıyor. Yüksek tavanlı, geniş metrekareli ve fonksiyonel planlara sahip 10 farklı daire tipi yer alıyor; her daireye özel bağımsız depolama alanlarıyla kullanım konforu destekleniyor. Yaptığımız pazar analizleri, bu lokasyonda zaman tasarrufu, merkezi yaşam ve konfor beklentisinin belirleyici olduğunu net biçimde ortaya koydu. Teknik tarafta ise mevcut yapının taşıyıcı sistemini koruduk. Çünkü bina, ofis fonksiyonuna uygun olarak yüksek mühendislik standartlarında inşa edilmiş, güçlü bir statik altyapıya sahip. Buna karşılık mekanik ve elektrik altyapı tamamen konut kullanımına uygun şekilde yeniden projelendirildi. Akustik konforu önceliklendirdik; katlar ve daireler arası ses iletimini azaltan özel yalıtım çözümleri uyguladık. Cephe ve yalıtım sistemleri de güncel enerji verimliliği ve ısı konfor standartlarına göre yeniden ele alındı.”
Yaşam ve Yatırım Rotası
Şehir merkezlerinde nitelikli arsa üretiminin her geçen gün zorlaştığı, klasik konut anlayışının yerini seçici ve yüksek standartlı projelere bıraktığı bir dönemde, Levent’te hayata geçirilen bu proje yalnızca bir dönüşüm değil, yeni bir yaşam standardının ifadesi olarak öne çıkıyor. Projeye ilişkin değerlendirmelerine devam eden Barış İnşaat Genel Müdürü Osman Halitoğulları, bu çalışmayı sıradan bir ofisten konuta dönüşüm projesi olarak görmediklerinin altını çizerek, “Projenin en belirgin özelliklerinin başında kat yüksekliği, açıklık hissi ve doğal ışık kullanımı geliyor. Şehir merkezinde nadir bulunan bu mimari ayrıcalık, mekân algısını tamamen değiştiren bir etki yaratıyor. Cephe dili, iç mekân planlaması ve dekorasyon anlayışı; zamansız, güçlü ve uzun vadede değerini koruyacak şekilde ele alındı” ifadesinde bulunuyor. Halitoğulları’na göre bu yaklaşım, projeyi benzerlerinden net biçimde ayrıştırıyor.
Gayrimenkul Hâlâ Güvenli Liman
Alya Residence Levent özelinde şekillenen bu seçici talep ve yatırım yaklaşımı, değerlendirmeyi yeniden Şeker GYO cephesine taşıyor. Gayrimenkulün bugünkü ekonomik ortamda neden hâlâ güçlü bir güven alanı olarak görüldüğüne ise, Şeker GYO Genel Müdürü Serdar Nuri Eser güven algısının temel dinamiklerine dikkat çekiyor: “Aslında bugün gayrimenkulün hâlâ en güvenilir yatırım araçlarından biri olarak görülmesinin temelinde çok insani bir motivasyon yatıyor: güven ihtiyacı… Ekonomik dalgalanmaların yoğun olduğu dönemlerde insanlar hem birikimlerini korumak hem de geleceğe dair bir istikrar hissi oluşturmak istiyor. Gayrimenkul de tam bu noktada öne çıkıyor. Çünkü somut, fiziksel bir varlık; değeri kolayca buharlaşmıyor, uzun vadede kendini koruma özelliği var. Özellikle belirsizlik dönemlerinde talebin yeniden gayrimenkule yönelmesi tesadüf değil. Bir diğer güçlendirici unsur, gayrimenkulün enflasyona karşı doğal bir koruma kalkanı sunması. Türkiye gibi fiyatların hızlı değişebildiği bir ekonomide, kira gelirlerinin güncellenebilir yapısı ve varlığın reel değerini koruma eğilimi yatırımcı için ciddi bir güvence yaratıyor. İnsanlar sadece bugün için değil, 10–20 yıl sonrası için de bir dayanak noktası arıyor. Gayrimenkul bu uzun vadeli perspektifte oldukça güçlü duruyor. Ayrıca gayrimenkul yalnızca finansal bir yatırım değil; yaşamla, aidiyetle ve duygularla da doğrudan bağlantılı. Bir mülk edinirken insanlar aslında biraz da geleceğini, ailesini ve huzurunu güvence altına almak istiyor. Bu duygusal bağ, gayrimenkulün yatırım algısını her zaman güçlü kılıyor.”

