Azerbaycanlı sanatçı Medina, ‘In the After-Image’ başlıklı kişisel sergisiyle 15 Nisan’da Azerbaycan Ulusal Halı Müzesi’nde izleyiciyle buluştu. Daria Kravchuk küratörlüğünde ve Vladamir Opredelenov eş küratörlüğünde hazırlanan sergi, sanatçının resim, mozaik, vitray, dijital medya ve halı gibi farklı mecralarda geliştirdiği üretimlerini bir araya getirerek, görsel imgenin malzeme, hafıza ve algı üzerinden nasıl dönüşebildiğine odaklanıyor.

Medina’nın pratiği; kırılganlık ile güç, hayatta kalma ile yenilenme arasındaki gerilimlerden besleniyor. Sanatçının kişisel deneyimlerinden özellikle de erken yaşlarda yaşadığı sağlık sorunları ve iletişimin sınırlı kaldığı dönemlerden beslenen bu üretimler, sanatın bir iletişim ve varoluş biçimi olarak nasıl işlediğini ortaya koyuyor. Sanatçı için imge üretimi, yalnızca görsel bir süreç değil; bedensel, duygusal ve duyusal bir deneyim alanı.

‘In the After-Image’, imgenin farklı materyaller ve yüzeyler arasında nasıl yeniden ortaya çıktığını araştırıyor. Bir resim, dijital formda yeniden belirebiliyor; ardından vitray, mozaik ya da halı dokuması olarak yeniden vücut bulabiliyor. Bu dönüşümler imgeyi sabitlemekten çok, onun her tekrarında farklı bir biçimde var olmasına olanak tanıyor. Renk, ritim ve mekânsal deneyim her yeni yüzeyde değişiyor; geriye kalan şey, sabit bir “orijinal” değil, dönüşerek süren bir iz oluyor.
Sergi, görselin ötesine geçerek çok duyulu bir deneyim sunuyor. Halı üretim süreçlerinden kaydedilen sesler, mekân boyunca yankılanan bir ses yerleştirmesine dönüşüyor; zanaatkârın ritmik hareketleri melodik bir yapıya evriliyor. Buna ek olarak, parfüm markası Nose tarafından tasarlanan iki özgün koku, serginin duyusal katmanlarını genişleterek mekânda yeni bir algısal boyut açıyor.
Serginin başlığı, ‘after-image’ yani ‘art imgesi’ kavramına referans veriyor. Bir görüntü gözden kaybolduktan sonra zihinde kalan görsel iz anlamına gelen bu kavram ne görüntünün kendisi, ne de bir kopyasıdır. Işık, renk ve bakış süresiyle oluşan bu geçici varlık, varlık ile yokluk, görülen ile hatırlanan arasındaki belirsiz alanda var olur. Sergi, bu algısal aralığı sanatçının üretimleri üzerinden araştırıyor.


Sergi, Azerbaycan Ulusal Halı Müzesi’nin bağlamında, desen, tekrar ve zanaat geleneğiyle de bir diyalog kuruyor. Halı kültüründe tekrar, salt bir süsleme değil; bedensel pratikler, ustalık ve kuşaklararası bilgi aktarımıyla varlığını sürdüren yaratıcı bir sistemdir. Medina’nın halı üretimleri de bu yaklaşımı günümüze taşıyor: Halılar, yalnızca bir yüzey değil; resimsel imgelerin dokusal ritimlere dönüştüğü yeni ifade alanlarıdır.
‘In the After-Image’, imgenin boya, cam, tekstil, dijital ışık, ses ve koku gibi farklı duyusal ve maddi ortamlardan geçerken geride bıraktığı izlere odaklanıyor. Medina’nın pratiğinde bu iz, yavaşlayan bir bakış, tekrar eden bir jest ve duyulara açılan bir iletişim biçimi olarak varlığını sürdürüyor.
Serginin 2027 yılında Türkiye’de de izleyiciyle buluşması planlanmaktadır. Bu sergi yolculuğu, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kültürel bağları sanat aracılığıyla güçlendirmeyi ve iki ülke arasında yeni bir kültürel diyalog alanı açmayı hedeflemekte.

