Lüksün Yeni Estetiği, Pırlantanın Yeni Çağı

Köklü mücevher mirasını bugünün estetik anlayışıyla buluşturan So CHIC, şimdi pırlantanın yeni çağını kendi diliyle yorumluyor. Markanın yeni döneminde teknoloji, erişilebilirlik ve değişen lüks anlayışı belirleyici rol oynuyor.

Mücevher dünyasında bazı hikâyeler bir koleksiyonla değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir zanaat kültürüyle başlıyor. So CHIC’in kökleri de 1950’lerin İstanbul’una, Kapalıçarşı ve Çemberlitaş çevresinde şekillenen köklü kuyumculuk geleneğine uzanıyor. Sezgin Group’un küçük bir atölyede başlayan üretim serüveni, yıllar içinde tasarım, üretim, perakende ve ihracatı aynı yapı altında buluşturan bir mücevher ekosistemine dönüşürken; 2004 yılında hayata geçirilen So CHIC, bu birikimin daha şehirli ve çağdaş yüzünü temsil etmeye başladı. Bugün grup, 75 yılı aşan sektör deneyimini yaklaşık 100 konsept mağazaya ve 70’ten fazla ülkeye ulaşan ihracat ağına taşımış durumda.

Ancak So CHIC’in bugünkü çizgisi yalnızca geçmişten gelen bir miras üzerine kurulu değil. Mücevherin kullanım alışkanlıklarının, tüketici beklentilerinin ve hatta “değerli” kavramının yeniden tanımlandığı bir dönemde marka, gümüşle başlayan güçlü uzmanlığını altın ve laboratuvar pırlantası gibi yeni alanlarla genişletiyor. Özellikle laboratuvar pırlantası, teknolojinin yüzyıllardır değişmeyen mücevher kodlarıyla kurduğu yeni ilişkinin en dikkat çekici örneklerinden biri.

Geçmişten gelen bu birikimi çağdaş tasarım anlayışı ve yeni nesil mücevher yaklaşımıyla bir araya getiren So CHIC’in bugününe ve yarınına daha yakından baktık. Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sezgin ile Kapalıçarşı’dan bugüne uzanan yolculuğu, ulaşılabilir lüksün marka dünyasındaki karşılığını ve laboratuvar pırlantasının mücevher sektöründe açtığı yeni alanı konuştuk.

Boringman by Gentleman:So CHIC’in hikâyesi 1950’lere uzanıyor. Markanın kuruluşundan bugüne uzanan yolculuğunu ve bugün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hakan Sezgin: So CHIC’in hikâyesi, Sezgin Group’un 1950 yılında Kapalıçarşı’da başlayan mücevher ve değerli madenler alanındaki deneyimine dayanıyor. Aile olarak yıllar içinde edindiğimiz üretim ve sektör tecrübesini perakendeye taşımak amacıyla 2004 yılında So CHIC’i hayata geçirdik. O dönemde mücevheri daha modern, şehirli ve ulaşılabilir bir anlayışla tüketiciyle buluşturmak önemli bir çıkış noktasıydı. Bugün ise bu güçlü mirası; altın ve özellikle uzmanlık alanlarımızdan biri olan Laboratuvar Pırlantası kategorisindeki yatırımlarımızla ileriye taşıyoruz. Gümüş, altın ve Laboratuvar Pırlantası kategorilerinde geliştirdiğimiz koleksiyonlarla farklı ihtiyaç ve beklentilere hitap ederken, özellikle bu alanları büyüme stratejimizin önemli odakları arasında görüyoruz. Bugün 100’ü aşkın mağazamızla, bunların 38’i franchise olmak üzere, Türkiye genelinde güçlü bir perakende ağına sahibiz. Güçlü dijital kanallarımız ve geniş ürün gamımızla So CHIC’i yalnızca bir mücevher markası değil, Türkiye’den doğan ve farklı kategorilerde uzmanlığını geliştiren güçlü bir perakende markası olarak konumlandırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de mağazacılık, dijitalleşme ve özellikle altın ile Laboratuvar Pırlantası alanındaki yatırımlarımızla büyümeye devam edeceğiz.

B.: So CHIC’in bugün “ulaşılabilir lüks” yaklaşımıyla öne çıktığını görüyoruz. Bu kavram sizin için ne ifade ediyor?
H. S.:
Ulaşılabilir lüks, So CHIC’in temel değerlerinden biri. Bizim için lüks yalnızca yüksek fiyatlı ya da özel günlerde kullanılan mücevherlerden ibaret değil. İyi tasarımı, kaliteli işçiliği ve estetik anlayışı daha geniş kitlelerle buluşturabilmek önemli. Bu nedenle gümüşten altına, laboratuvar pırlantasından farklı tasarım koleksiyonlara kadar geniş bir ürün yelpazesi oluşturuyoruz. Amacımız mücevheri yalnızca özel günlerin değil, günlük hayatın da doğal bir parçası haline getirmek.

B.: Laboratuvar Pırlantası son dönemde sektörün en çok konuşulan başlıklarından biri. So CHIC olarak bu kategoriye girme kararınızın arkasında nasıl bir vizyon vardı?
H. S.:
Laboratuvar pırlantasını yalnızca yeni bir ürün kategorisi olarak görmüyoruz. Bunun, mücevher sektörünün geleceğini şekillendirecek önemli dönüşümlerden biri olduğuna inanıyoruz. Tüketici bugün kaliteli ve estetik bir mücevhere ulaşırken aynı zamanda erişilebilirliği de önemsiyor. Laboratuvar pırlantası, doğal pırlantayla aynı kimyasal, fiziksel ve optik özelliklere sahip olması ve daha ulaşılabilir fiyat seviyeleri sunabilmesiyle bu beklentiye cevap veriyor.

Bu nedenle Laboratuvar Pırlantasını So CHIC’in uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli yapı taşlarından biri olarak konumlandırıyoruz. Hedefimiz, Türkiye’de laboratuvar pırlantası denildiğinde akla gelen ilk markalardan biri olmak.

B.: Doğal pırlanta ile laboratuvar üretimi pırlanta arasındaki farklar konusunda tüketicide hâlâ soru işaretleri bulunabiliyor. Siz bu iki kategoriyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
H. S.:
İki ürün arasındaki temel fark oluşum sürecidir. Doğal pırlanta doğada çok uzun bir süreç içerisinde oluşurken, laboratuvar pırlantası ileri teknoloji kullanılarak kontrollü laboratuvar koşullarında üretiliyor. Bunun dışında kimyasal, fiziksel ve optik özellikleri aynıdır. Dolayısıyla burada bizim için en önemli konu tüketicinin doğru bilgilendirilmesi. Laboratuvar pırlantasını ne olduğunu, nasıl üretildiğini ve doğal pırlantadan hangi noktada ayrıştığını şeffaf biçimde anlatmak gerekiyor. Tüketicinin ne satın aldığını bilerek karar vermesi sektörün sağlıklı gelişimi açısından da büyük önem taşıyor.

B.: Laboratuvar Pırlantası tüketici tarafında nasıl bir karşılık buluyor? Sizce bu kategori Türkiye’de geçici bir trend mi, yoksa kalıcı bir dönüşüm mü?
H. S.:
Biz bunu geçici bir trend olarak görmüyoruz. Son dönemde en hızlı büyüyen kategorilerimizden biri laboratuvar pırlantası. Özellikle tasarıma, kaliteye ve fiyat-performans dengesine önem veren; yenilikleri takip eden tüketicilerden güçlü bir ilgi görüyoruz. Dünyadaki tüketici eğilimleri de bu dönüşümün kalıcı olduğuna işaret ediyor. Biz de bu nedenle ürün geliştirmeden mağaza deneyimine, iletişim çalışmalarından koleksiyon çeşitliliğine kadar yatırımlarımızı uzun vadeli bir perspektifle sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde erkeklere özel Laboratuvar Pırlantası koleksiyonumuzla da kategoriyi daha geniş bir tüketici kitlesiyle buluşturacağız.

B.: Önümüzdeki beş yıllık dönemde So CHIC’i ve Türkiye mücevher sektörünü nerede görüyorsunuz?
H. S.:
Önümüzdeki dönemde hedefimiz So CHIC’i yalnızca Türkiye’nin güçlü mücevher markalarından biri olarak değil, uluslararası pazarlarda da bilinirliği yüksek, tasarım gücüyle öne çıkan global bir marka olarak konumlandırmak. Bunun için mağazalaşmanın yanı sıra dijitalleşmeye, müşteri deneyimine, tasarıma ve yeni kategorilere yatırım yapıyoruz. Laboratuvar pırlantası da bu vizyonun önemli yapı taşlarından biri olacak. Türkiye mücevher sektörünün ise güçlü üretim kabiliyeti, tasarım gücü ve ihracat potansiyeli sayesinde önümüzdeki yıllarda önemli fırsatlar barındırdığına inanıyorum. Bizim hedefimiz, bu dönüşümün gerisinde kalan değil, yön veren markalar arasında yer almak.

Dergimiz her ayın ilk haftası Türk Telekom Dergilik, D&R, Remzi Kitabevi ve tüm seçkin marketlerde…