Dünyanın en hızlı yükselen sporlarından biri olan padel, Türkiye’de de yeni bir ekosistem oluşturuyor. O’Padel Baş Antrenörü Özgür Yetiştiren, “Padel artık yalnızca bir spor değil; aynı zamanda bir yaşam kültürü ve uluslararası bir buluşma noktası hâline geldi” diyerek padelin dönüşen kimliğine dikkat çekiyor.
Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, Türkiye’de de her geçen gün daha geniş kitlelere ulaşıyor. Sosyal yönü ve rekabeti eğlenceyle buluşturan dinamik oyun formatıyla dikkat çeken padel, spor tutkunlarının yanı sıra yatırımcıların da radarına girmiş durumda. Son dönemde adından sıkça söz ettiren O’Padel ise modern tesis anlayışı, güçlü antrenör kadrosu ve düzenlediği organizasyonlarla bu yükselişin öncü adreslerinden biri olarak öne çıkıyor.

O’Padel’in Baş Antrenörü Özgür Yetiştiren de Türkiye’de padelin gelişimine yön veren isimlerden biri. Yaklaşık 30 yıla yaklaşan tenis kariyerinde ulusal ve uluslararası birçok başarıya imza atan Yetiştiren, raket sporlarında edindiği deneyimi bugün padel ekosistemine taşıyor. Oyuncu gelişim programlarına liderlik eden ve modern antrenman yaklaşımıyla dikkat çeken Yetiştiren ile padelin Türkiye’deki büyüme potansiyelini, uluslararası hedeflerini, yatırım fırsatlarını ve bu sporun neden kısa sürede bir yaşam kültürüne dönüştüğünü konuştuk.
Gentleman: Padeli hiç bilmeyen birine bu sporu nasıl anlatırsınız? Sizce onu bu kadar özel kılan ne?
Özgür Yetiştiren: Padel; strateji, iletişim ve dinamizmi bir araya getiren, öğrenmesi kolay ancak ustalaşması zaman isteyen çok özel bir spor. Dünyada bu kadar hızlı büyümesinin en önemli sebeplerinden biri de erişilebilir olması. Yaş, cinsiyet veya fiziksel kondisyon fark etmeksizin hemen herkes kısa sürede oyuna adapte olabiliyor. Bu sporda yalnızca fiziksel güç değil; doğru pozisyon alma, oyun zekâsı, refleksler ve takım arkadaşınızla kurduğunuz iletişim de büyük önem taşıyor. Dolayısıyla hem rekabetçi ruhu seven sporcular hem de aktif, sağlıklı ve sosyal bir yaşam tarzını benimsemek isteyen kişiler için oldukça ideal bir branş. Padel, insanların hem spor yapmasını hem de keyifli vakit geçirmesini sağlayan nadir sporlardan biri.
G.: Padelin hitap ettiği kitle her geçen gün genişliyor. Bugün kortlarda en çok kimleri görüyorsunuz?
Ö. Y.: Padelin en güçlü yönlerinden biri, belirli bir yaş veya yaşam tarzına hitap etmek yerine çok geniş bir oyuncu kitlesini bir araya getirebilmesi. Bugün gençlerden profesyonel sporculara, ailelerden kurumsal şirket çalışanlarına kadar oldukça farklı profilleri aynı kortta görmek mümkün.Özellikle son yıllarda kurumsal etkinliklerde, otellerde, spor kulüplerinde ve yaşam alanlarında padelin hızla yaygınlaştığını görüyoruz. Bunun temel nedeni ise insanların hem spor yapabildiği hem de sosyalleşebildiği bir ortam sunması. Şirketler açısından takım ruhunu güçlendiren bir aktivite olurken, aileler için birlikte kaliteli zaman geçirmenin keyifli bir yolu hâline geliyor. Bu çeşitlilik de padelin büyümesini hızlandıran en önemli faktörlerden biri

G.: Dünyada hızla büyüyen padelin, Türkiye’deki yolculuğunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Önümüzdeki beş yıl için beklentileriniz neler?
Ö. Y.: Türkiye’nin padel açısından henüz gelişimin ilk aşamalarında olması aslında çok büyük bir fırsat. Dünyadaki büyüme trendine baktığımızda padelin kısa sürede milyonlarca kişiye ulaşan bir spor hâline geldiğini görüyoruz. Türkiye de bu gelişimin önemli bir parçası olmaya aday.Önümüzdeki beş yıl içinde tesis yatırımlarının artacağını, daha fazla antrenör yetişeceğini, amatör ve profesyonel turnuvaların çoğalacağını düşünüyorum. Bunun yanında sporun medya görünürlüğünün ve sponsorluk yatırımlarının da artmasıyla çok daha geniş kitlelere ulaşacağına inanıyorum. Benim en büyük hedefim ise bu büyümenin sadece saha sayısıyla sınırlı kalmaması. Altyapısı güçlü, sporcu yetiştiren, uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapan ve dünya standartlarında rekabet eden sürdürülebilir bir padel ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamak istiyorum.
G.: İklimi, turizm altyapısı ve organizasyon deneyimiyle Türkiye’nin padelde nasıl bir avantaja sahip olduğunu düşünüyorsunuz?
Ö. Y.: Padel artık yalnızca bir spor değil; aynı zamanda bir yaşam kültürü ve uluslararası bir buluşma noktası hâline geldi. Türkiye ise iklimi, turizm altyapısı, ulaşım kolaylığı ve organizasyon tecrübesi sayesinde bu alanda önemli avantajlara sahip.Bugün birçok uluslararası spor organizasyonuna başarıyla ev sahipliği yapan ülkemizin, padelde de aynı başarıyı gösterebileceğine inanıyorum. Doğru yatırımlar, uluslararası standartlarda tesisler ve güçlü organizasyon yapılarıyla Türkiye’nin yakın gelecekte dünya padel takviminin önemli destinasyonlarından biri olacağına inanıyorum. Bunun yalnızca spor açısından değil, spor turizmi ve ülke ekonomisi açısından da ciddi bir katma değer oluşturacağını düşünüyorum.
G.: Sizce yatırımcılar açısından padeli cazip kılan en önemli faktörler neler?
Ö. Y.: Padel, yalnızca bir spor yatırımı değil; aynı zamanda güçlü bir sosyal yaşam yatırımı. İnsanları bir araya getiren yapısı sayesinde tesislerin günün farklı saatlerinde aktif kullanılmasına olanak tanıyor. Oyuncular yalnızca spor yapmak için değil, sosyalleşmek, vakit geçirmek ve topluluğun bir parçası olmak için de bu tesislere geliyor. Bu nedenle yatırımcıların ilgisinin önümüzdeki yıllarda daha da artacağını düşünüyorum.Dünyadaki büyüme ivmesi, artan oyuncu sayısı ve kurumsal ilgi de yatırımcılar için önemli bir güven oluşturuyor. Üstelik doğru lokasyon, kaliteli işletme anlayışı ve güçlü bir topluluk yönetimiyle padel tesisleri uzun vadede sürdürülebilir bir iş modeline dönüşebiliyor.
G.: OPadel’de düzenli olarak turnuva, sosyal etkinlik veya kurumsal organizasyonlar gerçekleştiriyor musunuz? Bunlar padel kültürüne nasıl katkı sağlıyor?
Ö. Y.: Evet, O’Padel olarak düzenli turnuvalar, sosyal buluşmalar, eğitim programları ve kurumsal organizasyonlar düzenliyoruz. Bizim için padel yalnızca kortta oynanan bir spor değil; insanları ortak bir tutkuda buluşturan güçlü bir yaşam kültürü. Bu etkinlikler sayesinde sporu ilk kez deneyimleyen kişiler kendilerini rahat hissediyor ve topluluğun bir parçası oluyor. Düzenli oyuncular ise yeni insanlarla tanışma, kendilerini geliştirme ve rekabet etme fırsatı yakalıyor. Özellikle kurumsal etkinlikler şirket çalışanları arasındaki iletişimi ve takım ruhunu güçlendirirken, sosyal turnuvalar da padelin samimi ve kapsayıcı yönünü öne çıkarıyor. Kalıcı bir padel kültürünün yalnızca saha açmakla değil, insanların kendilerini ait hissedeceği güçlü bir topluluk oluşturmakla mümkün olduğuna inanıyoruz.
G.: Padeli ilk kez denemek isteyenlere en önemli tavsiyeniz ne olur?
Ö. Y.: İlk tavsiyem, mükemmel oynamaya odaklanmak yerine oyunun keyfini çıkarmaları olur. Padel, kısa sürede öğrenilebilen ancak oynadıkça insanı içine çeken bir spor. İlk birkaç seanstan sonra bile gelişimi hissedebilmek motivasyonu oldukça artırıyor. Doğru bir eğitmenle temel teknikleri öğrenip düzenli olarak korta çıktığınızda hem fiziksel hem de sosyal anlamda ne kadar zengin bir deneyim sunduğunu fark ediyorsunuz. Üstelik padel yalnızca kondisyon kazandırmıyor; refleksleri geliştiriyor, stresi azaltıyor ve insanları yeni arkadaşlıklarla buluşturuyor. Bazen yeni bir tutku keşfetmek, sadece ilk adımı atmakla başlar. Padel de o ilk adımı atan pek çok kişinin vazgeçemediği bir yaşam alışkanlığına dönüşüyor.

