“Deniz Sonunda Herkesi Terbiye Ediyor”

Edhem Dirvana, Bozburun’u yalnızca yaşadığı bir yer değil, kendisini ait hissettiği bir yuva olarak görüyor. Denizcilik kültürünü ise özgürlükten önce sorumluluk, görgü ve uyum üzerinden tarif ediyor. Dirvana ile Bozburun’un değişen ritmini, mavi yolculuğun dönüşümünü, geleneksel tekne kültürünü ve denizin insana öğrettiklerini konuştuk.

Bozburun’da zamanı saatten çok deniz belirliyor. Işığın gün boyunca değişimi, rüzgâr, teknelerin hareketi ve koyların kendi ritmi, burada gündelik hayatın doğal ölçüsünü oluşturuyor. Bu yaz Bozburun Yacht Club’da hayata geçirilen ve deniz ile zaman arasındaki ilişkiyi fiziksel bir deneyime taşıyan proje de tam olarak bu atmosferin içine yerleşiyor. Ancak Bozburun Yacht Club’ın sahibi Edhem Dirvana için Bozburun, bir yaz destinasyonundan ya da denizcilik rotasından çok daha kişisel bir anlam taşıyor. Doğma büyüme İstanbullu olmasına rağmen “yuvam” dediği Bozburun, aile hafızasının, deniz tutkusunun ve bugün kurduğu yaşamın kesiştiği yer. Dirvana ile denizde olmanın insana kazandırdığı görgüyü, yatçılığın lüksle kurduğu tartışmalı ilişkiyi, Bozburun’un ahşap tekne geleneğini, teknolojinin denizcilik kültüründe açtığı mesafeyi ve mavi yolculuğun giderek bir statü göstergesine dönüşmesini konuştuk.

Boringman by Gentleman: Bozburun sizin için yalnızca yaşadığınız ya da iş yaptığınız bir yer değil gibi görünüyor. Bu koyla ilişkinizi nasıl tarif edersiniz?

E.D.: Doğma büyüme İstanbullu olsam da Bozburun yuvam, özüme döndüğüm yer. En güzel hatıralarım hep Bozburun’da. Birkaç cümlede tarif edemeyeceğim kadar büyük bir bağım var.

B.: Denizcilik sizin hayatınızda ne zaman bir hobi olmaktan çıkıp daha büyük bir meseleye dönüştü?

E.D.: Babam vefatından önce çok severek yaptığım denizcilik hobilerim konusunda daha büyük düşünmemi ve bu konuda uluslararası faaliyetler yapmamı vasiyet etmişti. Sonrasında Atatürk’ün “Denizciliği Türk’ün büyük ülküsü” olarak görmemizi işaret ettiği 1932 Meclis açılış konuşmasını okuyunca bu yönde yoğunlaşmaya karar verdim.

B.: Bugün oğlunuza ya da genç kuşaklara aktarmak istediğiniz en temel denizcilik görgüsü nedir?

E.D.: İnsanın bu hayatta çıkardığı dalgadan sorumlu olduğunu bilmesi çok önemli. Denizde de teknesiyle ürettiği dalganın başkalarını rahatsız edip etmeyeceğini düşünmeyen, sessiz bir koyda müziği sonuna kadar açan, sizin çapanızın üzerine demirleyen insanlar türedi. Ne yazık ki birçok insan denizciliğe gerçekten anladığı için değil, başkaları yapıyorsa ben de yapayım diye başlıyor ve denizde herkesin birbirinin yaşam alanına saygı göstermesi gerektiğini önemsemiyor. Bu, gündelik şehir hayatında zaten alışık olduğumuz bir tablo ama denizlerde de bunu görmeye başladık. Bu sebeple başkalarına rahatsızlık vermeden yaşayan, ihtiyacı olana da yardım eden çocuklar yetiştirmek istiyorum.

B.: Yatçılık çoğu zaman dışarıdan lüksle ilişkilendiriliyor. Sizce gerçek denizcilik kültürü hangi değerlere dayanıyor?

E.D.: Bence daha çok doğayla uyumlanmaya, azla yetinmeye, kendi kendine yetebilmeye ve bunların içimizde uyandırdığı özgürlük hissine dayanıyor.

B.: Son yıllarda bölgeye gelen insanların denizle ilişkisinde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

E.D.: Her şeyden var. Fakat günümüzde insanların bilgiye erişimi arttığı için kendini geliştirmiş birçok yeni amatör denizci ortaya çıktı. Bence her türüyle insanların denizde olması sevindirici bir şey. Sonunda deniz herkesi zaten terbiye ediyor.

B.: Bozburun’un gulet ve ahşap tekne geleneğinin bugünkü karşılığını nasıl görüyorsunuz?

E.D.: Hâlâ insanlar imece usulü birbirlerinin bahçelerinde 30 metre lüks guletler imal ediyor. Bu aile tipi tersanelerin yanında dünya çapında tekne yapan çok büyük tersaneler de mevcut. Tüketiciler de mavi yolculuğu her geçen gün daha çok arzuluyor.

B.: Peki geleneksel tekne kültürü ile modern yatçılık arasında sağlıklı bir ilişki kurulabiliyor mu?

E.D.: Orada biraz açık var tabii. Eskiden denize çıkmak daha zordu ve çıkabilenler o süreçte birçok geleneği de öğreniyorlardı. Teknolojik destek arttıkça işin gelenekleri biraz unutulabiliyor.

B.: Bozburun Yacht Club’ı kurarken aklınızdaki fikir neydi?

E.D.: Denizcilik ve sanat yoluyla farklılıkları bir araya getirmek vizyonuyla yola çıktık. Gerçekten ortak paydası deniz ve sanat olan herkesin buluşma yeri oldu. Bu açıdan çok mutluyum. Giderek büyüyen bir aileyiz.

B.: Denizde zamanın karadakinden farklı aktığı söylenir. Bunun sizin hayatınızda gerçekten bir karşılığı var mı?

E.D.: Denizde karadaki telaştan kurtuluyor insan. Özellikle yelkenli kullanıyorsanız, ulaştığınız yerden ziyade yolculuktan keyif almayı öğreniyorsunuz.

B.: Deniz insana en çok neyi öğretiyor?

E.D.: Deniz sizi konfor alanınızdan çıkarıp hızlı karar vermeniz ve çözüm üretmeniz gereken durumlara itiyor. Bu problemleri çözmek insanın adaptasyon yeteneğini geliştirirken aynı zamanda yeni zorluklara göğüs gerecek cesareti de kazandırıyor.

B.: Türkiye’nin denizcilik kültüründe sizce en eksik kalan konu ne?

E.D.: Deniz kültürü böylesine deniz zengini bir ülkede kesinlikle okullarda okutulmalı. Bu konuda özel sektör ve kamu yararına çalışan kurumların el birliğiyle denizcilikte fark yaratacak yeni projelere el atmaları gerekiyor.

B.: Mavi yolculuk bugün oldukça estetik ve zaman zaman da lüksle özdeşleşmiş bir imgeye dönüştü. Sizce özünden uzaklaşıyor mu?

E.D.: Mavi yolculuğun orijinal halinde Ege’nin tarihi güzelliklerini, antik kentlerini keşfetmek de vardı. Günümüzde biraz daha statü göstergesi haline dönüşüyor.

B.: Bugün Bozburun’a ilk kez gelen birinin burayı gerçekten anlaması için ne yapmasını önerirsiniz?

E.D.: En azından günlük bir tekne turuna çıkmasını, koyları keşfetmesini, gece yakamozlarla yüzmesini tavsiye ederim.

B.: Size göre iyi bir rota nasıl seçilir? Haritaya göre mi, rüzgâra göre mi, sezgiye göre mi?

E.D.: Önemli olanın yolculuk olduğuna inanıyorum. O yüzden ulaşmak istediğiniz nokta ne olursa olsun, oraya giderken biriktirebileceğiniz tecrübeler çok önemli.

B.: Gelecekte Bozburun’un nasıl anılmasını istersiniz?

E.D.: Doğal güzelliğini koruyabilmiş noktalardan biri olarak anılmasını isterim.

B.: Kendi hayatınıza baktığınızda, deniz size bugün hâlâ yeni ne öğretiyor?

E.D.: Bana hâlâ sabretmeyi, doğayı daha iyi okumayı öğretiyor; yeni insanlarla tanışmama vesile oluyor.

Dergimiz her ayın ilk haftası Türk Telekom Dergilik, D&R, Remzi Kitabevi ve tüm seçkin marketlerde…